Kemal KIRAR
İMAM BAYILDI
| İMAM BAYILDI |
|
| Cumartesi, 03 Ocak 2009 | |
|
Okuyacağınız satırlar da zaten, nasıl oldu da bu lezzet harikası yemeğe “İmambayıldı” dendi, onu anlatır...
İkinci olarak vazifeli gittiğim Mestanlar’dayken (Hicri: 1200) bir aralar bizim hatunla aramız açıldı! Yeni evliyiz, cami haziresinin (cami bahçesindeki küçük mezarlık) arkasındaki meşruta’da (bir nevi lojman kabul edin siz bunu) kalıyoruz ve söylemesi ayıptır resmen kardeş ülke durumundayız; uzağız yani birbirimizden! (Amanın ne zor şeydir bir bilseniz!) Geçmiş zaman; ama şunu iyi hatırlıyorum: Aramızdaki soğukluğun sebebi benim değil, Hacer’imin hatasıydı... Yufka yürekliyimdir; hatun kısmına el kaldırmak şöyle dursun, kaşlarımı bile kaldırmam!.. Kızgın olduğumda tek yaptığım, döşeğimi kaptığım gibi ekmeğevi’ne (ekmek evi, mutfak) taşınmak olur. O vakit de gene öyle yaptıydım...
Lafa yekûn tutayım...
Aradan bir eyyam geçti... Bir gün -bizimki hatasını anlamış olmalı ki- Düvenci Hasan Efendi’nin küçük oğlu İlhan ile bana, camiye haber uçurdu, “Efendi bu akşam erkencecik gelsin, onu bir güzel doyurayım; hem de canı nasıl isterse!?” diye... Yahu, son günlerde her türlü taam şöyle dursun, karşılıklı çay bile içemiyoruz; ne devlet bu böyle! İçimde bir sıcaklık bir sıcaklık ki görmeyin gitsin!.. Akşam namazını, yaşlı cemaati tıknefes edecek bir süratle kıldırdım ve eteklerim zil çalarak istikametimi eve doğrulttum... Ay yüzlüm beni kapıda karşıladı ve hürmetle içeri buyur etti. Gördüğüm manzara aynen şu şekildeydi: Yere serdiği sofra örtüsünün üstünde bir nihale, onun üzerinde bir tepsi ve tepside de daha evvel görmediğim ve işitmediğim bir tür patlıcan yemeği... Hem de etsiz! (Et yemeyi pek sevmem; onu da düşünmüş bak kâfir!) “Efendi” dedi, “Et sevmezsin bilirim; ben de düşündüm taşındım ve hem midemizi sarsın hem de gönlümüzü, diyerek bu yemeği uydurdum. Hadi gel sırtını şu mindere yasla da ağız tadıyla yemeğimizi yiyelim...”
Allah Allah, et sevmem sevmesine de etsiz patlıcan yemeği olacağını da aklım almıyor bir türlü... Kuvvetli bir bismillah çekip helalimin parıldayan gözlerine bakarak ekmeğimi patlıcanın tam ortasına büyük bir tecessüsle bandırdım. Allah (c.c.) sizi inandırsın, ilk lokmayı yeni yutmuştum ki başımı kâinattaki yıldızların nizamı gibi döner vaziyette, vücudumu da eflatun ton ton bulutların üzerinde buluverdim!..
Sonrasını hatırlamıyorum: Bayılmışım!
******
Hâmiş 1: Sofular Nahiyesi’nden Hacı Lütfü Dağlızâde’nin terekesinde bulunan bu elyazması, “İmambayıldı”nın ilk olarak nasıl ve kim tarafından yapıldığına güçlü bir kanıttır. Hâmiş 2: Bu yazı tamamen bir kurgudur! (Allah [c.c.] yazanı/uyduranı affeyleye!)
Hoş kalın!..
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |