|
Konuya direkt gireyim: Şapka kullanılmasından yanayım! Üstelik, sadece kullanmakla kalmam; gerekliliğini -her zaman ve her zeminde- müdafaa da ederim. Yan etkisi olmadığı gibi, yazı yazarken yanlış anlaşılma ya da anlaşıl(a)mama endişesini bertaraf etmesi de cabasıdır! Evet sevgili okur, bakıyorum da gözbebeklerine soru çengelleri oturmuş! Yoksa, şapka derken “şems-siperli ser-pûş”tan söz ettiğimi mi sandın? Yok yok, bu “şapka”nın Gazi Hazretleri’nin İnebolu ve Kastamonu’ya yaptığı gezide (25 Kasım 1925) kendisini karşılayan kalabalığa, başındaki Panama şapkasını göstererek: “Biz her açıdan uygar insan olmalıyız. Fikrimiz de zihniyetimiz de tepeden tırnağa kadar uygar olacaktır...” demek suretiyle başlattığı süreçle hiçbir ilgisi yoktur! Ben, hani şu “^” ile sembolize edilen “düzeltme işareti”nden bahsediyorum... Düzeltme işareti (ya da “düzeltme imi”), şu iki durumda kullanılır: birincisi, “g” ve “k” seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda, bu seslerden sonra gelen “a” ve “u” harflerinin üzerine (“rüzgâr”, “kâğıt”, “dükkân”, “mezkûr” vb.), ikincisi de harfleri bir ama söylenişleri ve anlamları farklı olan kimi sözcüklerin okunuşlarını ayırmak için, uzun ünlülerin üzerine konulmak suretiyle (“Ali [özel isim]”, “Âli [yüksek, ulu]”; “âlem [evren, kâinat]”, “alem [bayrak, minaredeki ay yıldızlı tepelik]” vb.)... Böylece, güzel Türkçemizin her biri eşsiz ahenkteki kelimeleri gerçek değerlerine kavuşur, eski tabirle şifa bulurlar. “Bir kelimeye şifa vermek bin sevap yerinedir.” diye boşuna mı söylemiş atalarımız?! Üst satırlarda sözünü ettiğim ve uygulanmasıyla kelimelerin doğru ifade kabiliyeti kazanacaklarını da özellikle vurguladığım “dil kuralı”na bağlı kalınmadığında ne(ler) olabilir? Düzeltme işaretinin kullanılmaması durumunda, dünyanın sonu gelmez: bu açıdan rahat olun! Bu anlamlı (!) cevabın ardından, pek bilinen -ve adliyede biten- bir olayı hemen anlatmalıyım; aksi takdirde bu yazıyı, fraklı bir ciddiyetten kurtarıp püfür püfür bir keten elbise rahatlığına kavuşturamam: Bir şirkete ortaklık teklifinde bulunan yeni hissedar, “Firmaya şu kadar sermaye katmak suretiyle ‘karınıza’ (doğrusu, elbette ‘kârınıza’ olmalıydı) ortak olmak istiyorum.” dese, acaba ne olur? El cevap: Kötü, hem de çok kötü olur! Latife bir yana, anadilimize gereken özeni göstermiyoruz; bu kesin. Ayrıca, “Herkes dil hekimi olmak zorundadır!” gibi bir genellemede bulunmak da doğru değil elbette... Tek isteğim, imla (yazım) kurallarının özenli kullanılmasıdır. Bakın, Yahyâ Kemâl Beyefendi bir cümle ile anadilin önemini ne de güzel anlatmış, Bu dil ağzımda annemin sütüdür.” diyerek. Mini pusula: “Düzeltme işareti” yerine “şapka” demek doğru değildir, farkındayım; ama dilbilgisiyle ilgili akademik yazıların da okuyana “Amaan!” dedirten türden olduğunu unutmamalıyız. Kitap okumak ve yazı yazmakla arası açık olanlarla anlaşabilmek için böyle bir yol seçtim. Bu da pek işe yarayacağa benzemiyor; çünkü anlamak için bu yazıyı da okumak lazım!
» 6 Yorumlar
1"çok doğru bir saptama." de Cuma, 25 Nisan 2008 17:48
Bilirsiniz 12 Mart sonrası yabancılaştırılan Türk Dil Kurumu \"inceltme işaretleri\" ni de kaldırmıştı. Biz de sayın Kırar\'ın örneklerine benzer takıntılar yapardık. O günden bu yana da \"şapkasız\" sözcüklere -en azından yaşı 50\'nin üzerinde olanlar- bir türlü alışamadık. Konu önemli... Sayın Kırar\'a teşekkür ederim.
2"Düzeltme ya da uzatma işareti (^) kullan" de Cuma, 25 Nisan 2008 20:19
Bu defa, Kemal Kırar üstadın en duyarlı olduğu konuyu gazetesine taşıdığı için "Şarköyün Sesi"ni de kutluyorum. Bildiğim kadarı ile dil üzerine ulusal basında en duyarlı kalem (kendi ifadesi ile köşe kadısı) Hakkı Devrim Beydir. Radikal'deki köşesinde dilimizi kurtarmanın kavgasını vermektedir. Ve bu işi yaparken de yazılarına öylesi bir lezzet, öylesine bir tat katmaktadır ki, kendi açımdan ben, en yoğun olduğum günde bile bu değer verdiğim yazarın yazılarını okumadan geçememekteyim. Zaman zaman üstad Kemal Kırar Beyefendi de Hakkı Devrim Beyin köşesine konuk olur, dil üzerine eleştirilerde bulunur. Bu satırlara da çok önem veririm. Çünkü dilimi önemsiyorum. Kemal Beyin ifadesi ile şapka çok önemli, ukalalık olarak kabul edilmez ise birkaç örnek de ben vermek istiyorum. Hala: Babanın kız kardeşi./ Hâlâ: Şimdiye kadar, henüz./ Kar: Havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı./ Kâr: kazanç./ Hakim: Bilge, filozof./ Hâkim: Yargıç./ Dahi: Bile. (Örnek: Bu işe ben
3"bir cok dili okurum ama imla kurallarina" de Cumartesi, 26 Nisan 2008 11:57
Bir cok dilde kendine guvenen ve iyi ceviri yapan arkadasiar bile Turkce imla kurallarinda takilinca Kemal Kirar'a danismadan edemezler. KK Yillardir dil konusunda cizgisini korudu. Sayisiz dergide gorev yapti ve editorlerin taklit ettigi bir isim oldu. Daha ne diyeyim. Basarilar Kemal Bey.
4"sapka bir evin catisina benzer" de Cumartesi, 26 Nisan 2008 11:56
sapka isareti seklen bir evin catisina benzer. Unutmayin ki evdeki akustik acik havadan farklidir.
5"Daha ne soyleyelim" de Cumartesi, 26 Nisan 2008 13:24
Turkceyi cok iyi kullanan ve sadece kullanmakla kalmayip insanlara sevdirmeye calisan ustadima tesekkurler. Zaman ve zemin onun icin onemli degil, her yerde ayni caba ve ayni tavir. Anlam zayifligina ve yanlisligina yol acan bu sapka kullanmamazlik yerini artik sapkalilara birakmali. Sapkasiz olmaz. Ustadim senden cok sey ogrendik, daha cok sey ogrenecegiz. Eline saglik.
6"Şapka ERKEK A'ya - Türban DİŞİ A'ya" de Pazartesi, 28 Nisan 2008 03:46
Yakında türbanlı harfler çıkacak! Bakın görün, o da nasıl tutacak. Örnek mi istiyorsunuz? Lütfen hiç çekinmeyin ve aşağıdaki linki açın: http://www.anafilya.org/go.php?go=7d8351 0070e5d ANAFİLYA MART 2008 / Tarihten Ders Almadan Yaşamak / Yazarı: Yıldız Tümerdem
» Yorumu Gönder
|