|
Helal be, daha başlıkta kafiye tutturdum vallahi! Şimdi anlatacağım anekdot aynıyla vakidir; kişiler/aktörler ve olaylar örgüsü tamamen gerçektir. Şarköylülere -ve kendini tıpkı benim gibi Şarköylü hissedenlere- ithaf edilmiştir... Askere Uğurlama Organizasyonları Sizden binlerce kilometre uzaktaki bu puslu “Felemenk diyarı”nda ikamet ettiğim için, memleket özlemini her dakika içimde hissetmemi anlarsınız... Bu anlamda, “nostalji” temelli takıntılarımı affedin lütfen! Bakın şimdi de aklıma, askere gideceğim vakitler geldi: 25 sene evvel. *** Şarköy’ü bir süreliğine de olsa terk edip askere gideceğim için, yakın arkadaşlarımla bir hafta (belki de daha uzun) boyunca yiyip-içip eğlendiydik. Tarihte gelişen önemli olaylar nasıl “hafta” olarak kutlanırsa, bizimki de aynen öyle kutlandıydı: “Sivilliğe veda partileri!” adı altında. Uzun etmeyeyim... Hele bir akşam öyle bir muhabbet, öyle bir eğlence oldu ki o kadar olur! Trafik baş komiseri Oktay Çetin ağabeyin bir evi vardı: eski top sahasından Sigortalar’a doğru giderken solda... Orada toplandıydık: Ben, Taner Erden (neyini anlatayım ben bu cevher’in? Aslan’a hüviyet sorulmaz, derler ya o hesaptan kabul edin!), Sirke Yılmaz (babası tamam da Yılmaz’a sirke lakabı pek yakışmıyor beyav! Yaklaşık otuz senelik arkadaşımdır ve ben bu zaman zarfında onun iki-üç kez gülümsediğine şahit oldum!), balıkları kıskandıracak denli güzel yüzen Gazanfer, berber Günay (Günay da çıkıp şimdi, neden “kuaför” demedin bana, der mi der!), otobüsçü âleminin gözbebeklerinden Maksi Mustafa veee... Tahsin’i, Hüseyin’i ve Cihan’ıyla “Çalı İncesaz Triosu”! Birileri daha vardı ama... Neyse... Alkollü içeceklerin hiç de hayvani bir iştiha ile tüketilmediği, “fondip” gibi bir görgüsüzlüğün yaşanmadığı bir gecenin sonunda, nasıl oldu da sabaha karşı herkes tek motorlu tayyare gibi oldu (!) işte onu ancak bir-iki gün sonra kavrayabildim! Bütün Kabahat Sende Be Taner Abi! Evet evet, Taner abide bütün kabahat! Sen tutup da “Dalgalandım da duruldum”u -hem de sonunu bir ilahiyle süsleyerek- o kuvvetli hançeren ve buğulu sesinle üst üste üj-bej kere okursan, olacağı budur! Sanki yaptığın yetmezmiş gibi üstüne bir de: “Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş”! Allah (c.c.) sizi inandırsın, ertesi günün akşamı zar zor kendimize gelebildik: Taner çarptı bizi Taner! Yanlış hatırlamıyorsam, ben ve Sirke Yılmaz daha kötü olmuştuk; çünkü Taner Erden aramızda oturuyordu ve onun sihirli sesi evvela bizim kulaklarımızı şereflendiriyordu. Memet Amca’dan Fırça İki gün sonra, Taner abi gülerek yanıma geldi ve Sirke Memet’e yakalanma sakın, dedi. Haydaaa! Memet amcaya saygıda kusur etmeyiz, oğlu da arkadaşımız; ne yapmış olabilirim ki ondan kaçacak? Vallahi, dedi Taner abi: Ben sıramı savdım, yedim fırçamı çekildim kenara; şimdi sıra sende, benden söylemesi... Şarköy küçük yer; nereye kaçacaksın? Ayrıca, nereye kadar! Zaten, iki gün sonra da Kırçoların kahvenin yan sokağında Memet Amca tarafından enselendim! Sinirli olduğu her halinden belli; aldı beni cami duvarının köşesine doğru sürükledi: Gözlerinin rengi yok olmuş; renk filan kalmamış, tümden kapkara! İnce ve kıvrık burnu da yüzünün gerilmesinden midir nedir, üst dudağına değiyor! (Anlayın yani, nasıl bir yüz’e bakmaktayım o anda!) Sıra geldi sohbet faslına?! Ne edepsizliğimiz kaldı ve kepazeliğimiz; ne utanmazlığımız kaldı ne de arlanmazlığımız! Ellerim göbeğimde dinliyorum elbette: Ne o, bir de cevap verecektim Sirke Memet’e! Her neyse; durum anlaşıldı nihayet... Demin söyledim ya o akşam en fena çarpılanlar Sirke Yılmaz ile bendim, diye. Dava oymuş meğerse. Bizim Yılmaz o kafayla eve gidince, Memet Amca huysuzlanmış. E canım, ertesi günün akşamına kadar kalkamayınca da kıymetli evladının başına gelenlerin mesulü olarak bizi tespit etmiş sağ olsun! Gece, adıma tertip edildiği için baş suçlu ben oluyorum elbette; ama asıl kabahatin kimde olduğunu siz de anlamış bulunuyorsunuz umarım... Fehmi Tokay’ın rast makamındaki o muhteşem eserini sen benim için bir kez daha mırıldan be Taner Abi: “Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildarı var” diye başlayıp da... Ha bir de o unutulmaz gecenin anısına, “Tanrı istemezse yaprak düşmezmiş” şarkısını... Hep O’nun dediği oldu ve hep de öyle olacak! Kemal Hasan KIRAR
» 11 Yorumlar
1"Bu kadar olur yani!" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 16:48
Kemal Kırar yiçimiz kan ağlarken bizi yine kırdı geçirdi... Tanrı günahlarımızı affeyleye
2"Guzel insanlarin guzel dostlari!" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 16:56
Sevgili Kemal, Seninle uzun zamandir gorusemedik,ama inan seni yad etmiyor degilim.Evet dostlar mutlaka arkalarinda yad edilecek bir seyler birakip giderler.Sevgili dostun Taner (ben tanimasamda) de oyle veda etti yasama...Bir gun bizde ansizin veda edecegiz yasama geldik idaremiz disinda gidecegiz irademiz disinda...TAnridan rahmet diliyorummm.Biliyorum benide duymustur su an.. Sevgiyle kal Kamil Kopuz
3"basin sagolsun" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 17:27
acaba dergide de bu denli unutulmaz(!) saatler gecirebilecek, biz de yazilarina girebilicek miyiz acaba... tekrar basin sagolsun be agbi.
4"Üj Bej Günlük Dünya!" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 18:25
Kemal Bey, Geçen hafta gönderdiğinizi belirttiğiniz yazınız bana ulaşmadı. Çok sıcak, içten bir biçeminiz (üslup) var. Akıcı da. Belki, ben de bir "üj - bejci" (Edirne'nin Havsa ilçesi kökenli) olduğum, dolayısıyla geçmişte benzer muhabbetleri yaşadığım için yazınızı okurken çok keyf aldım. Tabii, bu arada hayli renkli bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılan arkadaşınızı yitirdiğiniz için üzüldüm de. Sevgili dostunuz ışıklar içinde yatsın, sizin de başınız sağolsun. Selam ve saygılarımla... Kerim Evren
5"İstemiş !" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 19:10
Değerli üstad KIRAR, sizin olduğunuzu hissettiren her coğrafi kesime yakın olma çabamız ailemiz ve etki çevremizce zaten hep sürecektir. Üzgünüz Taner ağbinize yine bir isteği geri çeviremediğini var saydık; Tanrı istemiş, gitti. Saygımızla dostluğumuzla Niron 's
6"Taner & Tahsin Aşkı" de Pazartesi, 11 Şubat 2008 20:01
Ellerim kırıla ki bu yorumu iki gün önce yapamadım.. Şimdi kafam kırıldı, kalbim acıyor ama ne fayda& Diyecektim ki Kemale, elleri sıkılası çok güzel bir iş yapıyorsun, seçtiğin insanlar hatıralarımızın başköşelerini süslüyor, lakin bu sütunlara sığdıramazsın. Ek baskı yaparsan belki& Bu gün Tanercimin vefat haberi ile adeta yıkıldım. Yakalandığı hastalığı biliyor fakat bu koç gibi çocuğa zarar veremez diye düşünüyordum. Ben, Tanerimin ölebileceğine hiç inanmamıştım. Bana sorarsanız, Tahsinde mahallede bir yerdedir derim. Ya klarnetini akort ediyordur, ya da kahvede tavla oynuyordur. Aşkın, meşkin içinden çıkmış, ruhlarını ve ruhlarımızı eğitebilen güzel insanların, ecelle ne işi olurdu ki. Son Kazakistan seyahatine Tanere bir şey olacak endişesiyle giden Koca Tahsin geri dönmedi. O güzel ruhu oradan yükseldi, kendine ait nameleriyle& Tahsini kaybederken meğerse ,Taneri de kaybetmişiz.. Sevgisini, düşkünlüğünü bahane etti, ama ölümün ayırmasına
7"Taner abey için" de Salı, 12 Şubat 2008 17:28
Kemal kırar dostumun zevkle okuduğum insanı gençlik çağlarının delifişek günlerini hatırlatn yazısına bir övgü yazayım derken genç ve sevgili arkadaşı Taner beyin vefatını öğrenince çok üzüldüm. kemal kırar'ın da o sevgi dolu yüreğinin kim bilir ne kadar çok parçalandığını düşünerek daha çok üzüldüm. ama ne yapalım hayat bu. bir kapıdan çıkıp öteki kapıdan gitme. önce Kemal kırar'a, arkadaşlarına ve ailesine sabır ve başsağlığı dilerken acılar tatlı günlere dönsün derim.
8"hoş bir sada" de Salı, 12 Şubat 2008 21:40
Kıymetlim Kırar'cığım, dil ve üslup üzerine ne denli özenli olduğunuzu bilmek dahi her satırda ana dilimizin ahengiyle mest olmama engel değil. Rahmetle anılacak olan dostunuz Taner Beyefendi ile ilgi naklettiğiniz bu hatırat elbette şu kubbede bir hoş sada olarak baki kalacak. Yitenle -ısrar edilmeksizin ilahi davete riayet edip gidenle- belki daha da küçülüyor müstakil dünyamız, lakin arda kalanların birbirine olan düşkünlüğüne bir harç, bir takviye olduğuna da inanmaktayım.
9"Teşekkür" de Çarşamba, 13 Şubat 2008 15:16
Sizi her ne kadar yakından tanımasam da amcamın sizi ne kadar çok sevdiğini ve dilinden düşürmediğini biliyorum.Amcamla birlikte unutulmaz anlar paylaşmışsınız,onun için yazdıklarınıza teşekkür ederim,ömür boyu saklayacağıma emin olabilirsiniz.
10"sabırlar diliyorum" de Perşembe, 14 Şubat 2008 11:17
taner arkadaşı fazla tanımasamda şarköyde sevilen sayılan bir arkadaş oldugunu ögrendim çok üzüldügümü ifade etmek isterim ailesine ve sevenlerine başsaglıgı diliyorum mehmet ünal
11"amca" de Cumartesi, 23 Şubat 2008 21:12
taner abim bambaşka bir insandı onunla muhabbet kaldığı yerden devam ederdi tıpkı amcamla olduğu gibi.. Allah tan rahmet diliyorum nurlar içinde yatsın mekanı cennet olsun. amca çok üzüldüm
» Yorumu Gönder
|