|
Güzel sanatların en güzellerinden ve en özellerinden biri olan “tiyatro”nun, toplumsal açıdan bu denli etkili olmasının sebebini hiç düşündünüz mü? Hiç düşündünüz mü, toplumsal kabuller üzerinde bu denli güçlü yaptırımlara sahip olmasının, acaba neye/nelere dayandığını? Ben düşündüm; hem de çok düşündüm... Bu tür konularda, herkes “kendine göre” bir şeyler söylediği için, “Kaynağına ineyim ve yaşayan abidelerden birine sorayım en iyisi.” dedim ve yaklaşık 17-18 yıl evvel, Türk tiyatrosunun pirlerinden Necdet Mahfi Ayral’a başvurdum, merakımı gidermek için. Tanımayanların olabileceğinden hareketle, önce N. Mahfi Ayral’ı kısaca tanıyalım: Necdet Mahfi, 6 Ağustos 1908’de İstanbul’da doğup 6 Haziran 2004’te de gene İstanbul’da vefat etmiştir. ‘90’ların başında, torunun kızı(!) sahneye çıkmıştı çocuk tiyatrosuyla. Dört nesil tiyatrocu bir ailenin en büyüğü olmasının yanında, “en yaşlı tiyatro oyuncusu” unvanı da onda kaldı uzun süre. Doksanlı yaşlarını selamladığı yıllarda dahi, duru ve güzel Türkçesiyle seyircilere ders verirdi adeta... Yazımın başında belirttiğim soruyu kendisine yönelttiğimde, gözlerime bakıp kelimelerin üzerine basa basa şöyle demişti bana, o güzel Türkçesiyle: “Çünkü, tiyatroda dekor var, kostüm var, rejisörlük var, ışık var, resim var, müzik var makyaj var... Senin anlayacağın, var oğlu var! En önemlisi de ‘güzel konuşma’ var. Sen, bu saydıklarımın hepsinin bulunduğu bir sanat kolu/dalı gösterebilir misin bana! İşte bunun için, sanat kollarının en büyüğü tiyatrodur; işte bunun için, halkla bütünleşebilen sanat kollarının en önde gelenidir. Comédie Française’nin kurulmasını takip eden yıllarda Fransızlar, bir kelimenin telaffuzunda kararsız kalırlar ya da tenakuza düşerlerse, şöyle derlermiş: ‘Bu akşamki oyunu seyretmeye gidelim... Eğer, oyunda bu kelime geçiyorsa, doğru telaffuzunu öğrenmiş oluruz böylece...’ İşte böyle bir şeydir tiyatro. İnsanların, beraber yaşamaları ve anlaşabilmelerinin temeli olan ‘lisan’ı da korur ve kollar aynı zamanda.”
Sevgili okurlar, “Tiyatro, neden görsel sanatlar içinde bu denli etkilidir?” şeklindeki soruma, üstadın verdiği cevabı okudunuz/duydunuz... Ne dersiniz, Hoca’ya hak vermemek elde mi!
» 8 Yorumlar
1"yabancı kelimelere son ek" de Pazartesi, 28 Temmuz 2008 07:06
Kemal Bey, Yazınızda geçen "Comédie Française" gibi yabancı kelimelerin sonuna konulacak durum, tamlama ve diğer ekler kelimenin yazılışına göre mi yoksa okunuşundaki seslerin uyumuna göre mi yazılmalıdır? Bilgi vermeniz dileğiyle saygılarımı sunarım. Şerif Güner Malkara
2"Ekler..." de Pazartesi, 28 Temmuz 2008 14:49
Yabancı kelimelere getirilen ekler (yapım, çekim), kelimenin Türkçe imlasına (ve Türkçe okunuşuna) uygun olarak yazılmaldıır. "Française"nin "Fransuva" okunacağını nereden bileceğiz beyav! Hoş kalın... Mini pusula: Bu ne güzel bir şeydir: Şerif Güner'e, Şarköyün Sesi sayesinde seneler sonra "Merhaba!.." diyebiliyorum...
3"Selamlar" de Pazartesi, 28 Temmuz 2008 20:51
Kemal abi yazin herzaman ki gibi guzel olmus.Yayina cikmadan birde kontrol ediver beyav! (Necdet Mahfi, 6 Ağustos 1908’de İstanbul’ doğup ) Istanbul' da mi olmaliydi ki! Kolay gelsin
4"teşekkür" de Salı, 29 Temmuz 2008 08:41
Kemal kardeşim, Cevabına teşekkür ederim. Sevgi ve hasret dolu selam ederim. Şarköyün Sesi'ne de teşekkürlerimi sunarım. Okumak güzel şeydir! Hangi mecra üzerinden olduğu önemli değil 30 yıl sonra bile bir arkadaşlarınız ile yazılı yoldan da olsa haberleşmenize yardımcı olur. Selam olsun! Şerif Güner Malkara Lisesin'den Arkadaşın
5"Tiyatro" de Salı, 29 Temmuz 2008 14:01
“Tiyatro, neden görsel sanatlar içinde bu denli etkilidir?” .......İnsanı,insan'a,insanla anlatan tek sanat dalıdır da ondan........sevgilerle..
6"Düzeltme..." de Salı, 29 Temmuz 2008 16:31
Böyle dikkatli okurlar, yazan kesim için tatlı bir tehdit oluşturur... Sağ olasın Cemal Paşa!.. İlker Al beyefendi de sanırım İstanbul'a bir "da" ilave ediverecektir bu yazı üzerine... Hoş kalın...
7Yorum de Cuma, 22 Ağustos 2008 08:11
biz neden chat yapmıyoruz
8"konu" de Çarşamba, 24 Eylül 2008 17:36
ğüzel yazır
» Yorumu Gönder
|