|
Bu yazı, “Klasik Türk Musiki”sine gönül verenlere ithaf edilmiştir. Vecdi Bey, 1930 ve ‘40’lı yılların efsane söz yazarlarındandır. Devrin bestekârları, içli nağmelerle ördükleri bestelerini, onun şiirlerindeki sözlerin anlam derinliği ile nikâhlayabilmek için adeta birbirleriyle yarışırlardı... Özellikle üç genç bestekâr, üstadın kapısını hemen her gün aşındırarak, şu mealde isteklerde bulunurlardı: “Aman hocam şu şiirinize, benim şu Nihavent bestem pek uyar!” ya da “Kürdili Hicazkâr bir bestem var, onu sarmalayan bir güfte lütfen!” Bir zaman sonra, musiki aşkıyla yanan bu üç genç bestekâr, devletin, “Her Türk kendi adından başka, ailesinin ortak olarak kullanacağı bir soy isim alacaktır.” demek suretiyle 21 Haziran 1934 yılında çıkardığı “Soyadı Kanunu” çerçevesinde, Vecdi Bey’den bir istekte bulunurlar: “Hocam, bizim soy isimlerimizi sizin vermenizi istiyoruz.” Bu isteklerini belirttiklerinde, musikimizin unutulmaz eserlerine söz imzası atan üstat hiç düşünmeden, “Cuma günü, hediyemle beraber üçünüzü de evimde bir kahve içmeye bekliyorum!” der. Elbette, Vecdi Bey’in hediye’den kastı şudur: “Gelirken, benim soy ismimi de yanınızda getirmeyi unutmayın!” Adeta her dem musiki soluyan “üç genç bestekâr”, kararlaştırılan günün sabahı üstadın kapısını heyecanla çalarlar... Aralarında karara varmışlar ve Vecdi Bey’e verecekleri hediyeyi de yanlarında getirmeyi unutmamışlardır! Hoca’ya “Bingöl” soy ismini uygun bulmalarının sebebi de zaten, “bin tane göl”ün neredeyse koskocaman bir derya anlamına gelmesinden başka bir şey değildir: Tıpkı, Vecdi Bey’in “kelime damlaları”yla “söz deryası” oluşturabilmesi gibi... Yola çıktıklarında merak ettikleri tek bir şey vardır artık; acaba Hoca hangi isimleri seçmiştir kendileri için? Lafa yekûn tutayım... Kahveler içildikten sonra, Vecdi bey vakit yitirmeden konuya girer ve “Hediyemi isterim!” diyerek, çocukça bir heyecan gösterir. Gençler, “Efendim, sizin için ‘Bingöl’ soy ismini münasip gördük; elbette kabul buyurursanız.” derler. “Bingöl” soy ismini beklemediğinden olsa gerek, Hoca bir ara duraklar; ama gençlerin aldığı karara duyduğu saygıdan dolayı, önce her birine tek tek teşekkür eder ve hemen ardından da onlar için düşündüğü isimlerden vazgeçerek -kendisine teklif edilen isme uygun ve bağlı olarak- o an düşündüğü isimleri sıralayıverir bir solukta: “Saadettin, seninki ‘Kaynak’; Selahattin, seninki ‘Pınar’; Mustafa Nafiz, seninki de ‘Irmak’ olsun! Besteleri günümüzde hayranlıkla dinlenen ve eserleri musiki talebeleri tarafından zevkle meşk edilen bu “üç musiki devi”nin soy isimlerine kavuşma hikâyesini, bir İstanbul beyefendisinden dinlemiştim ilk gençlik yıllarımda... Belki de doğru değildir; ama “Bingöl”e ulaşabilmek için çağıldayan “Kaynak”, “Pınar” ve “Irmak”ı düşününce, “Olsa olsa bu kadar olur!” demek geçiyor içimden!
» 9 Yorumlar
1"Akla sokuluşu ve kalırlığı.." de Pazar, 09 Mart 2008 12:04
Değerli KIRAR, En zor yöntem sanırım bu; ve tabii ki biraz öğrenmek isteyip, bilgi sahibi olma arsuzundakilerin en kolay yolu...Zekice, hiciv dolu anlatım.. Sizin olduğunuz yerlerde olmanın keyfini siber ortamda dahi olsa çıkarıyorum, şiddetli keyif verilerinize minnettarım. Saygım ve dostluğumla D.Niron
2"çok hos bir ani" de Salı, 11 Mart 2008 11:02
Kemal bey merhaba; Insanlarin mazisinde az yasayabilecekleri hos bir ani ,onlardan bir tanesini de siz yasamissiniz.Büyüklerimizin, hele müzik adamlarimiz için, dogru olmayan sözlerin söyleyecegini hiç düsünmüyorum.Bu bilgiyi bizlerle paylastigin için tesekkür ederim. Mehmet Demirbas..
3"Cok guzel bir yazi..." de Çarşamba, 12 Mart 2008 13:42
Degerli hocam KIRAR, Oncelikle paylasiminiz icin size tesekkurlerimi sunarim. Yine guzel ve anlamli bir yazinizla bizLeri mutlu etmeyi basardiniz. Gorusmek umuduyla, Ayse TOSUN
4"yorum" de Pazar, 09 Mart 2008 09:57
sevgili kemal Kırar, hangi kuyulardan çıkarırsın bu bilgileri, ve bizleri aydınlarırsın? Sana binlerce teşekkür. İnan ben de bilmiyordum bu dört müzüsyenimiizin soy adlarının nereden geldiğini. ayrıca çok güzel bir ifade ile anlatmışsın bunları,candan kutlarım. muazzez
5"Muazzam..." de Cuma, 07 Mart 2008 15:58
Tüylerim diken diken oldu... Gözlerim doldu... Gönlüm ise taştı!.. Teşekkürler Kemal Kırar.
6"Kemal Kırar'a sorsaydım, acaba..." de Cuma, 07 Mart 2008 16:57
Değerli yazar K. KIRAR ortalığı kırıp DÖKMÜYOR! Onun yerine edebiyatseverlere ve okurlarına ince mizahın gülücükleri arasında, söze ve sese tarihsel değeri olan bilgileri de ekliyor. KIRAR dostumu, elime tırnak makasını almadan okuyamıyorum, bu espriyi sanırım tebessümle karşılayacaktır. Kalemine ve gönlüne sağlık uzaktaki yazar dost.
7"Yazılara devam hocam..." de Cumartesi, 08 Mart 2008 12:35
Hocam yine yüreğine sağlık anlam taşınması önemli. O da zaten var okuyana....
8"Sagolasin Sevgili Kemal kardesim" de Cumartesi, 08 Mart 2008 14:33
sevgili Kemal Kirar Kardesim yine her zamanki gibi dokturmussun. yazmis oldugun bu guzel yazi ile bize Klasik Turk Sanat Musiki ustadlarini bir defa daha hatirlattin. Onlar biraktiklari bu guzel eserleri ile gonullerimize taht kurmasini bildiler. Sagolasin Sevgili Kemal Kirar kardesim bu yazi ile bizleri cok eski tarihlere getirdin berhudar ol payidar kal. Eline ve diline saglik
9"Yine Bir Devri Alem`den" de Cumartesi, 08 Mart 2008 15:47
Ustadim her zaman soyledigim gibi yazilarinla hep bir seyler vermeyi dustur edinmen senin degerini daha da arttiriyor. Degerini bilenlere tabiki. Fazla soze ne hacet. Hep sayende kissadan hisse almisizdir. Allah yolunu acik etsin.
» Yorumu Gönder
|