Bir önceki yazımda gazete ve gazetecinin işlevinden söz etmiştim. Bu yazımda ise beşinci yılını dolduran bu gazeteden, yani ŞARKÖYÜN SESİ gazetesinden söz etmek istiyorum. Ve tabii yine de gazetenin, gazetecinin işlevine, eylemine göndermeler yapacağım.
Türkiye'de gazeteci, gazete sahibi olmak zor bir iştir. Ve dünyanın ağır mesleklerinden biridir gazetecilik. Özellikle bizim ülkemize kitap, dergi, gazete gibi şeyler fazla okunan, fazla destek gören bir bilgi, kültür ve iletişim aracı değildir. Gazete satışlarına baktığınızda da bunu anlarsınız. Bunların içinde de az okunan, çok okunan gazeteler vardır. Çok okunan gazeteler Bulvar, bir anlamda Magazin Gazetelerdir. Az okunan gazeteler ise yazı, haber ağırlıklı Cumhuriyet Gazetesi türünde olan gazetelerdir. Bizim toplumumuzda bu çeşit gazetelerin okuyucusu azdır.
Medya dünyasında TAŞRA GAZETESİ'nin yeri ve fonksiyonu başkadır. Yakup ÖNAL bu gazeteyi çıkarma kararı aldığında nasıl bir karar verdiğini bilemem. Ancak işinin zor olduğunu, gazeteyi yaşatmak için büyük bir fatura ödeyeceğini söyleyenler olmuştur. Altmış yıldan fazla İstanbul ve taşrada çıkan gazetelerin içinde, gazetecilerin arasındayım. Her türünde yazmış, haber geçmiş bir insanım. Kendim de gazete çıkarmış yazı işleri müdürlüğü yapmış biriyim. Şunu söyleyeyim gazete çıkaranın gazete yanında ayrıca matbaası varsa, baskı işleri yapıyorsa para kazanabilir, gazetenin masraflarını karşılayabilir. Şayet matbaası yoksa, baskı işi yapmıyorsa, tek başına gazete çıkarıyorsa cepten para ödemeye hazır olmalıdır. Taşra okuyucusu yöresinde çıkan gazete ve gazeteciyi küçümseyen, önemsemeyen bir anlayışa sahiptir. Oysa taşra gazetesi çıktığı yerin aynasıdır. İyi haberler, kötü haberler, pislikler, çirkinlikler, güzellikler bu gazetenin sayfaları arasındadır. Tabii yerel gazeteye destek, yerel gazeteyi okumak ırada yaşayanların eğitim durumları, sahip oldukları kültür seviyesi ile ilintilidir. İnsan hiç gazete, kitap okumuyorsa dünyası yoktur. Dünyada, sözgelimi Türkiye'de, Tekirdağ ve Şarköy'de yaşar ama orada olan bitenlerden haberi yoktur. Oysa hemen hemen her haberde insanı ilgilendiren, düşündüren bilgiler, gerçekler vardır. Ancak gazete okumayan bunları bilmez. Belki başkalarından işitebilir, fakat başkalarından bilgi öğrenmek sağlıklı bir bilgi öğrenme işi değildir. Söyleyen, söyleneni, anlatılanları ne kadar anlamış, ne kadarını anlatabilmiştir? Bu tür ilgilenmede her zaman bir noksanlık, bir yanlışlık vardır. Bu nedenle Suyu kaynağından içecek, bilgiyi bizzat okuduklarından alacaksın, derler.
Bu gazetenin patronları gazeteyi çıkarmazdan önceki kadar rahat değildirler. Sıkıntıları, sorunları, dostları, düşmanları daha artmıştır. Gazeteye haber bulmak, yöreyi anlatacak yazar bulmak zordur. Bir yerel gazete şayet resmi ilan alıyorsa hergün sayfalarının dörtte üçünün değişmesi, yeni haber ve yazılarla çıkması gerekir. Yerel haber ve bilgilere daha fazla yer vermesi gerekir. Bir küçük kasabada bunu yapmak son derece zordur. Bir yerde hareket yoksa, fikir yoksa orada haber de yoktur. Nerede hareket orada bereket dedikleri gibi bu kural gazetecilikte de geçerlidir.
Bu gazete çıktığı günden beri bir sayfasında yeri olan bir yazarım. Şarköy'ü görmüş değilim. Ancak Şarköy'ün insanlarını, tarihini biliyorum. Onlarla beraber olmak ve Şarköy'de, Tekirdağ Yeni İnan'da yazmak bana keyif veriyor. Yerel gazeteleri okuyanları, destek verenleri yörenin en ileri insanları kabul ediyorum. Şarköy'de bu ışığın sönmeden devam etmesi orada yaşayanların çıkarınadır. Ben uzaklardan bu ışığa destek vermeye çalışıyorum. Şarköyün Sesi bana göre Şarköylülerin sesidir. Sesinizi kısmayın, bu sese kulak verin, destek verin. Sesiniz varsa kendiniz de varsınız.Gazetenin çalışanlarına, patronlarına başarılar diliyorum. Beşinci yılı kutluyorum.