Nazif KARAÇAM
DEVLET ADAMLARINA VERİLEN HEDİYE SORUSU
| DEVLET ADAMLARINA VERİLEN HEDİYE SORUSU |
|
| Cumartesi, 01 Mart 2008 | |
|
Atatürk'ün hemen hemen yabancılardan hiç hediye almadığı, bu konuda çok titiz ve hassas davrandığı, almak zorunda kaldıklarını da devletin demirbaşına kaydettirdiği, milli mücadelede dost ülkelerin para yardımlarını da hazineye intikal ettirdiği anlatıldı. Mesela 1930 yılında Kırklareli'nden Edirne'ye giden Atatürk'e, Edirne Belediyesi oldukça büyük ve önemli bir yeri bağışlamıştır. Ancak Mustafa Kemal Edirnelileri kırmamak için önce bağışı kabul etmiş, arkasından da "şimdi ben de bunu size bağışlıyorum" diyerek iade etmiştir. Zaten ölmeden önce bütün malını, mülkünü, parasını millete bağışlamış olduğu, cumhuriyet tarihinin yazdığı bir gerçektir. Bu konuya ilişkin programı hazırlayan ve sunan kişi Atatürk'ten sonra gelen İsmet İnönü'nün de aynı titizliği gösterdiğini, hediye almak zorunda kaldığında bunları devlet demirbaşına geçirdiğini söyledi. Gerek Atatürk, gerekse İnönü ile ilgili bu konuda en küçük bir dedikodunun yapılmadığını anlattı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ve Fahri Korutürk'ün de kendilerine verilen hediyeler konusunda büyük duyarlılık gösterdiklerini, onların da hediyeleri devlete bıraktıklarını açıkladı. Yabancı devlet adamlarının hediyeleri yüzünden bir takım iddia ve dedikodulara maruz kalanların başında ise Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, Cevdet Sunay'ın, Celal Bayar ve Menderes ile Kenan Evren'in geldiğini söyleyen sunucu bu hediyelerle ilgili bir takım dedikoduların yapıldığını anlattı. Şimdikileri de önemli hediyeler aldıklarını ancak bunlar hakkında fazla ve sağlıklı bir bilginin bulunmadığını kaydetti. Program yapımcısı Batılı ülkelerde devlet adamlarına yabancıların hediye vermelerinin adet olmadığını, hediye vermek, hediye almak gibi bir şeyin bu ülkelerde olmadığını, esasen bazı ülkelerde hediye kabul etmenin yasalarca yasak olduğunu da belirtti. Hediye vermenin, hediye almanın bir Asya Kültürü olduğunu bildirdi. Şüphesiz hediye vermek bir gönül alma, onere etme, sevindirme işidir. Hatta Asya ve Ortadoğu ülkelerinde alıcı devlet adamına hediye vermemek, o hediyeyi almamak ayıp ve saygısızlık kabul edilmektedir. Hediye almak bir anlamda vereni memnun etmektir ama alınan hediyenin Devleti Temsil sıfatına verildiğini unutmamak gerekir. Bu nedenle alınan hediyeler Ahmet'e, Mehmet'e değil, devlete aittir. Devlete bırakılması gerekir. Devleti temsil nedeniyle hediyeler verilmesi bizim gibi ülkelerde gelenektir. Bu yüzden hediyenin devlete verilmesi, devlete bırakılması doğaldır. Fakat bu doğallığın bazı devlet adamlarmız tarafından bozulduğuna ilişkin bilgiler vardır. Bir kitapta okumuştum 1940'lı yıllarda Ticaret Bakanlığı yapmış olan CHP'li bir Bakan anılarında “Şu kadar seneden beri Ticaret Bakanlığı yapmama rağmen bugüne kadar bir Ticaret Bakanının elini sıkmadım” diyordu. Bunu iftiharla söylüyordu. Devlet adamının hediye kabul etmesi, bunları devlete bırakmaması ucu açık bir dedikodu malzemesi, dedikodu nedenidir. Aslında beraberinde şaibeli bir anlayışı getirmektedir. Batılı Devlet adamlarının ve onlardaki siyasi geleneğin buna meydan vermediği görülmektedir. Sunucunda aktardığı gibi, Asyalı, Ortadoğulu ve de Afrikalı dvlet yöneticilerinde hediye kabul etmek, hediye vermek bir kültürdür, bir gelenektir. Avrupa ile Asya arasındaki fark budur.
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
10 Saatte Windsurf Eğitimi![]() İstanbul’a 2,5 saat uzaklıkta olan Şarköy Surf Merkezine günü birlik gelip gerek eğitim alma gerekse malzeme kiralayarak surf yapma imkanınız var. Daha detaylı bilgiler için www.surfsarkoy.com adresini ziyaret etmenizi öneririz. |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |