|
Galatasaray bu sezonun şampiyonu oldu. Doğal olarak, Galatasaraylılar sevindi -başta Fenerbahçeliler olmak üzere- diğer takım taraftarları da üzüldü ve gelecek seneyi beklemeye başladı. Buraya kadarı; zaten her sene tekrar eden, sadece takımların yerlerinin değiştiği kısım. Ancak bu şampiyonluk, belki de hepsinden fazla konuşuldu. Hatta 2 sezon önce o meşhur “16 dakika” olayının yaşandığı şampiyonluktan bile fazla. Hep sorular soruldu, analizler yapıldı: Para yok, hoca yok, sakat çok vs vs. Bu olumsuz etkenler doğruydu da. Belki de mucizevi denebilecek bir kenetlenmeye –bir kez daha- imza atmıştı Galatasaray camiası. Spor yazarları da hep bu noktaya dikkat çektiler; konsantrasyon-kenetlenme-arkadaşlık... Kısacası yıllardan beri bilinegelen “ruh”. Kesinlikle doğru. Ancak ben bir de işin yönetim-yönetici kısmına dikkat çekmek istiyorum. Adnan Polat’ın yönetim tarzına, yönetici kadrosuna, uygulanan profesyonel ve başarılı imaj-telkin çalışmalarına dikkat ediniz. Hepsi adım adım, planlı programlı ve bilerek yapılıyor. Bir reklamcı olarak da bu benim ziyadesiyle dikkatimi çekiyor. O kadarla da kalmıyor, pek de hoşuma gidiyor. Bir düşünün... Son 5 haftaya girilmiş ve teknik direktör gitmiş. Hemen ardından slogan geldi: 5’te 5! Hatta bu bir geri sayıma dönüştürüldü. “Kaldı 4, kaldı 3...” Ve sona kadar. Geri sayımın formaları yapılıp satışa sunuldu. Fenerbahçe derbisi öncesi, coşturucu özelliği yüksek olan ve çok akıllıca tasarlanmış “Çıldırın” bestesi devreye sokuldu. Bu süreçte verilen demeçler hep, kendine güvenen ve güven veren bir tondaydı. Polat’ıyla, Sezgin’iyle, Üstünel’iyle, Şardan’ıyla... Eski başkanlar bir araya getirilip adeta tek yumruk haline getirildi. Forma seçiminde, taraftarın seçiminin de belirleyici olacağı açıklandı. Maçlara yönetim hep tam kadro katıldı. Şampiyonluk sonrasındaki kutlamalar ve yapılan etkinlikler bile buna dahil edilebilir. Ve hatta edilmelidir. (Sahaya getirilen aslan tartışılsa da, Galatasaraylı için etkileyici bir harekettir.) Ve eminim ki bu çalışmaların genelinde, usta bir reklamcı olan Yiğit Şardan’ın payı büyüktür. İşte tüm bu akıllıca atılmış adımlar da oyuncuların performansına, hırsına, büyük bir itici güç oldu. Gerisi ise zaten bir Galatasaray sporcusunun usta olduğu, o birlik ruhunu layığıyla uygulama sanatıydı. Sonrası da Çıldırış!.. Ki bu Polat felsefesinin ilk icraatı da değildi. Hatırlayınız, yönetime katıldığı sezon, gelir gelmez “20.45” diyerek zihinleri allak bullak etmiş ve o inanılmaz zaferin fitilini ateşlemişti. İmaj, telkin, izlem (strateji), ifade ve tarz -hayatın her dalında- ne kadar da önemli!.. Bir Galatasaraylı olarak, Galatasaray’ı ve tüm Galatasaraylılar’ın şampiyonluğunu kutluyorum. Sevgiyle...
» 1 Yorum
1"gs" de Çarşamba, 28 Mayıs 2008 19:39
sevgili arkadaşım serdar şampiyonluğumuzu kutluyorum.şampiyona yakışan bir yazıydı.eline sağlık.... yasin pala başkomiser tunceli
» Yorumu Gönder
|