|
Böyle bir başlıkla giriş yapınca, akla gelecek ilk muhtemel konular, bugünlerde gündemimizi oluşturan “laiklik, dincilik” gibi kaygılar olacaktır kuşkusuz. Doğrudur da... Ancak onları zaten biliyoruz. Cepte yani... Bir an için, iktidarın bu özelliklerini unutalım. Yok sayalım. Sağ olsun, her sözüyle bir gündem yaratmakta pek maharetli olan başbakanımıza kulak kabartalım. Dikkat ederseniz kendileri, geldikleri günden beri hep laflarıyla gündemi ve siyaseti belirledi. Çevresiyle birlikte tabii. Yan gelip yatmalar, ulanlar, maaşından yakınmalar gibi birçok bombalarına tanık olduk. Aslında buraya kadarı bile bir “laf siyaseti” görünümü için yeterli oluyor. Zira kendilerinden –dava edindikleri konular hariç- laftan öte giden, sıkı bir icraat-uygulama göremedik. “Acaba” diyor insan, “Bu kadar olay yaratacak lafın edilme sebebi; yapamama hali midir? Becerememenin yarattığı duygu ve doğal sonuç mudur?” Neyse... Son olarak da “daha yoğun seks yapma” önerisi geldi başbakandan. Hem de korunmadan! Şaşırtıcı değil mi? Valla ben de şaşırdım. Yani aslında onların düşünce yapılarına ters gibi duran bir öğüt bu ama düpedüz öyle dedi. Tabii arada nikah olmak kaydıyla canım! O kadar da değil... 3 çocuk meselesi... Şimdi bu önerinin tüyler ürperticiliğine bakalım, geyiği bir yanda bekleterek. Ve başta da dediğim gibi, bir an için bu önerinin, “taraftar artırma, kitle geliştirme, gelecek (oy) hesabı” amaçlarını da yok sayalım. Direkt olarak sözcük-kavram-mesaj anlamlarına bakalım. Bir kere bu öğüt, tartışılmaz biçimde cahilcedir. Çağ dışıdır. Tüm dünyanın aile planlaması planları ile uğraştığı bir ortamda, tam bir felakettir. Hele Türkiye gibi ekonomik sorunları olan bir ülke için... Başbakan, ülke nüfusunun ne kadarının yoksulluk -bırakın yoksulluğu- açlık sınırının altında yaşamaya çalıştığını bilmiyor mu?! Bilmez olur mu?! O halde? O halde bunu söylemek “ben yoksul, cahil ve çaresiz kalabalıklar yaratmak istiyorum” demektir. (Yine gelecek hesabı kısmından kopamadım). Demirel bile “bakabileceğiniz kadar çocuk yapın” diye yanıt verdi. Recep Bey’in dedesi yaşında... Oysa yeni kuşağın daha ileride olması gerekirdi. Bu bağnazlık, gericilik değil de nedir?! “Gericilik” sadece dine dayalı olmuyor malum... Ne yazık ki iktidarımız, neresinden baksan gerici!.. Ondan sonra da son günlerin o meşhur kavramı kaçınılmaz oluyor doğal olarak; “bölünme.” Çünkü “ileri” diyen bir kitle ve dünyaya karşı “bas geri” diyen bir zihniyet var ortada. İster istemez bölünme oluşuyor. Basında “Ali Kemalvari” sesler yine baş gösteriyor. Okullar geriliyor. Kurumlar geriliyor. Ve bu; gerilemeye dayalı bir gerilim... Bu şekilde yönetiliyoruz... Ne talihsizlik!.. Ben de bir “gericilik” yapıp, sevdiğim bir beyiti aktarayım. Modaya uyalım, benim başım kel mi?! “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!” Sevgiyle...
» 11 Yorumlar
1"VATAN!!!" de Cuma, 11 Nisan 2008 22:16
Namık Kemal de bu cevabı bekler gibi seslenmiş zaten: "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini / Yok mudur kurtaracak baht-ı kara mâderini?" Kemal Hasan KIRAR
2"bakış açısına göre değişir" de Cumartesi, 12 Nisan 2008 17:20
selamlar, saygılar. söylenen her söz söyleyen kişiye duyulan sevgiye ve nefrete bağlı olarak değişik etkiler yaratır. sözü söyleyen kişiyi seviyorsak mutlaka o kişinin her sözü bize bir ilke gibi gelecektir. ama sözü söyleyen kişiyi sevmiyorsak o kişi ne derse desin lafları bize batar. hepimiz insanız ve insanın içinde sevgi ve nefret duyguları olduğu sürece bu böyle olmaya devam edecektir. bu, insan oğlu dünyada bulunduğu günden beri hep böyle olmuştur. bu doğal bir sonuçtur. doğal olan her şey anlayışla karşılanır. recep beyin sözünü sizden çok farklı şekilde yorumlayanları biliyorum. şimdi "hadi canım sende bu kadar açık seçik insanları üremeye teşvik eden bir söz nasıl olur da doğru anlaşılabilir?" diyebilirsiniz. sizi yine de anlayışla karşılarım. madem bu ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz, birbirimizi anlamak gerektiğine inanıyor, anlamak için gayret göstermek gerektiğini düşünüyorum. siz de gayet iyi bilirsiniz ki bu ülkede 9 çocuk sahibi, 11 çocuk sahibi hatta 20 çocuk s
3Yorum de Pazartesi, 14 Nisan 2008 04:58
şarköysever arkadaşım başbakanın sözlerini algılayamamış.başbakan nüfus planlamasından bahsetmedi.8,9.... vs çocuklu olanların bu söylemle 3 çocuk yapın gibi kavrama takılacaklarını düşünmek boş.başbakan en az 3 çocuk yapın diye söylemde bulundu.ve bunu nüfusun gençleşmesi gerektiği sonucuna bağladı.başbakanın nüfus planlaması ne demektir,nüfusun sosyal yaşam üzerinde etkisi ne olabilir gibi bilimsel takıntıları yok.o ağzına geleni söylüyor. sonra kişiye duyulan sevginin ve nefretin o kişilerin söylemlerini her ne olursa olsun ilke olarak kabul etmemizi gerektirmesi kadar saçma sapan birşey olabilirmi.ben seviyorum o zatı ozaman o doğru söylüyor kabul edeyim demek ne kadar anlamsız.doğruyu ve yanlışı ayıramazsanız sonu felaket olacaktır.karizmatik kişiliği olan başbakan boş ve kabadayı vari söylemlerle büyük kesiminin kültür seviyesi alt düzeyde olan toplumumuzu etklemeyi başarmıştır.yüyrüttüğü politika ülkemizi tam bir açmaza sürekledi.ekonomi,sosyal hayat tamamen bozuldu.mutsuzlukl
4"bu bakış açısı değil" de Pazartesi, 14 Nisan 2008 08:22
Sayın şarköy sever; sizin bu yaptığınız bakış açısı farkı değil düpedüz işine geldiği gibi almaktır. Yani sözün anlamını kendi mantığınıza göre deforme edip, başta kendi söylediğiniz önyargıyı icra ediyorsunuz. sempatiye dayalı bir önyargı... oysa gerçek, sempati ve antipatileri yok sayar. başbakan o sözü 9-10 çocuk yapanlara azaltsınlar diye demedi. Öyle olsa, eleştirilerin sonrasında çıkıp "bakın avrupada üreme sorunu var. biz daha fazla yapalım ki onlar gibi olmayalım" demezdi. değil mi? yani bu durumda sizin istediğiniz gibi algılama çabanız da boşa gitmiş oldu üzgünüm recep bey bile kendi söylediğinin arkasında dururken (saçma bile olsa) sizin o söz hakkında "aslında öyle demek istemedi" tavrınız, gerçekten garip ve gülünç kraldan çok kralcılık, tam olarak bu olsa gerek......
5"merhaba" de Salı, 15 Nisan 2008 20:03
selamlar saygılar. sayın yurt sever kardeşim "aslında öyle demek istemedi" tavrı ile "bakış açısına göre değişir" anlayışı arasındaki farkı kavrayabileceğinizi düşünüyorum. "bakış açısına göre değişir." anlayışı, insanların birbirinden farklı düşünebildiklerini kabul eder. buna saygı gösterir. dayatma yapmaz. ancak sizin anladığınız "aslında öyle demek istemedi" tavrı recep beyin avukatlığına soyunmaktır ki bunu yaptığımı sandıysanız yazımı tekrar okumanızı tavsiye ederim. dikkat buyurunuz sizin yazınızdaki "oysa gerçek ......" şeklinde başlayan cümleler size göre gerçekken, recep beye göre değil, bana göre ise dayatmadır. benim özgür düşünmeme engel olmaktır. bana gerçekleri göstermek değil, dikte etmektir. yurt sever kardeşim! "şut çektiğin kalede değilim" demekle yetiniyorum zira "nerede olduğumu iyi gör." dersem işte bu dayatma olur. bunu asla demem. sayın kubilay kösebalaban kardeşim ise "sonra kişiye duyulan sevginin ve nefretin o kişilerin söylemlerini her ne olu
6Yorum de Çarşamba, 16 Nisan 2008 13:49
İnsan isterse, tabii ki bir çıkış yolu bulabilir tartışmalarda. Ama durum ortadayken \"3 çocuk yapın\" diyen birinin sözlerini de, farklı bakış açısı olarak algılamaya çalışmak bile, kusura bakmayın ama abestir. Ha! bana abestir size değildir de denebilir. Ama en azından o sözü eden kişiye duyulan yakınlıkla ilgisi -yok deseniz de- olabilir. Hoş, bu da bir açıdır değil mi?
7"selamlar" de Cuma, 18 Nisan 2008 07:52
selamlar saygılar... küçük bir araştırma yaptım yurtsever kardeşim. ulu önderimiz Atatürkün 6 çocuklu bir ailenin çocuğu olduğunu öğrendim kaynak: cemal kutay'dır. elbette 3'ü daha Atatürk doğmadan vefat etmiş. makbule hanım uzun yıllar yaşamış. en küçük kız kardeşi Naciye ise yine çocuk yaşta vefat etmiş. ismet inönü'nün 3 çocuğu olmuş. celal bayarın 3, cevdet sunayın 3, fahri korutürkün 3, kenan evrenin 3, turgut özalın 3, ahmet necdet sezerin 3, abdullah gülün 3, einsteinın 3 çocuğu var. 8 cumhurbaşkanımızın da 3 çocuğa sahip olması çok ilginç geldi bana. araştırmamı daha da uzatmak istemedim. demek istediğim şu: çok çocuğu olanlar fakir olur ve geri kalır gibi bir genelleme doğru değil. ancak iyi eğitim almayan, terbiye almayan insanlar geri kalır. ikisi farklı şeyler. araştırmama devam etseydim dünyaca meşhur suçluların az çocuk yaptıklarını bulabilirdim diye içime bir his doğdu nedense. ama dediğim gibi olmayabilir de... yanlış olan çocuk sayısıyla gelişmişlik arasında bir ba
8"....." de Cuma, 18 Nisan 2008 15:58
Üzgünüm ama yapmış olduğunuz bu araştırma, hiçbir şey ifade etmiyor. Ve yine üzgünüm ki siz de bence bunun farkındasınız. Dünyada 45 çocuğu olup da, her biri iyi durumda olan aileler de bulunabilir elbette. Önemli olan ülkenin bugünkü durumunda, "en az 3 çocuk yapın" önerisinin ne kadar mantıklı olduğudur. "Fakir olup da çok çocuğu olan bir toplum mu yoksa az çocuğu olan bir toplumun sağlıklı olabilme olasılığı daha yüksektir?" sorusunun yanıtı bu kadar zor olmamalı. Ve bu çok bariz yanlışı, bu kadar eğip bükmeye, irdelemeye gerek bile yoktur aslında. Gerçek buz gibi ortada. Bu yazının yazarı Serdar Bey de buna çok güzel değinmiş. Ben kendi adıma, sonuna kadar destek veriyorum. Ayrıca herkes istediği zümreden olabilir, yakınlık duyabilir. Herhangi bir saldırı ya da saygısızlık da sözkonusu değildir.. Size de sesevgiler saygılar.....
9"..." de Pazar, 20 Nisan 2008 13:53
"...külltür seviyesi alt düzeyde olan toplumumuzu..." öncelikle bu sözü düzeltmemiz gerekir. Bu toplum kesinlikle kültür seviyesi düşük değil tam tersine kültür seviyesi en yüksek toplumlardan biridir. Kültür ortak paylaşılan edinilen ve yaratılan bir şeydir. ben burada kültür seviyesi yerine eğitim seviyesi demek istediğinizi var sayıyorum. Bundan sonra da üç çocuk olayına birşeyler söylemek isterim, yazıda gericilikten bahsedilmiş fakat üç çocuk gericilik ise ülkemizde her şeyi satıp özelleştirmekte bir o kadar ilericilik olacaktır o zaman. AKP bu ülkeyi diğerlerinden daha kötü bir şekilde kesinlikle pazarlamamıştır bundan önce gelenler de en az AKP kadar iyi pazarlamışalrdır ve bundan sonra gelenlerde bunu en iyi şekilde yapacaktır. Küreselleşmiş bir dünya da bu en büyük hakikattir. Kendi öz kaynaklarına sahip çıkamayan bir ülkeyiz. Avrupa'nın en iyi rüzgar enerjisi üretilebilecek ülesiyken gidip nükleer santraller kurmayı düşünecek kadar zihniyetsizlik asıl gericiliktir fakat i
10"baştan deseydiniz keşke" de Pazar, 20 Nisan 2008 19:46
sevgiler selamlar. sayın yurt sever kardeşim... "Üzgünüm ama yapmış olduğunuz bu araştırma, hiçbir şey ifade etmiyor" demişsiniz. zaten böyle düşündüğünüzü en baştan beri biliyordum. ama bunu sizin itiraf etmeniz çok iyi oldu. türküyedeki insanların en büyük sorunu zaten bu. nedir bu sorun? şudur: insanlar kanıtlarla bile ikna olmuyorlar. gözler o an görmez oluyor, kulaklar duymaz oluyor, kalpler mühürlenmiş oluyor. baştan ikna olmamaya karar vermiş birisine gökteki ayı ikiye bile bölsem ikna olmaz. 3 ayrı yorumda 1 kez abes, 3 kez üzgünüm, 1 kez düpedüz, 1 kez gülünç kelimelerini, 1 kez buz gibi benzetmesi ve 3 kez gülen adam ifadesi kullanmışsınız. kalbinizi kırmak istemem ama bunlar sizin tartıştığınız şeye duyduğunuz saygının ölçüsünü de ortaya koymaktadır. hele hele 3 kez üzgün olmakla birlikte 3 kez gülen adam ifadesi kullanmanız endişelendirdi beni açıkçası. yine de herkese saygılar selamlar...
11Yorum de Pazartesi, 21 Nisan 2008 07:16
Siz demek istediklerimi gayet iyi anladınız sayın şarköy sever. Şimdi ise demogojiye başladınız. Esas anlamayan, istediği gibi anlamaya çalışan sizsiniz, bildiğiniz gibi. Araştırmanızın ne manada bir şey ifade etmediğini de yine gayet iyi anladığınızı biliyorum. Çünkü örnek doğru değildi, mantıklı değildi. Kulaklar duymaz, kalpler mühürlü ise inanın bu benim ya da bizim taraftan gerçekleşmiyor. Her şey ortada. Sözlerimden oluşturmuş olduğunuz istatistiğin ise konuyu farklı bir noktaya çekmek dışında ne gibi bir anlamı var anlayamadım. Neyse... Selamlar...
» Yorumu Gönder
|