| Öz eleştiri |
|
| Pazar, 04 Mayıs 2008 | |
|
İnsan için dünyada en kolay şeylerden biri; karşı olduğu düşünceyi-kesimi eleştirmek, ona yüklenmektir herhalde. Sevmediğiniz şey hakkında sabaha kadar konuşabilir, ona saldırabilir hatta hızınızı alamazsanız küfürler bile savurabilirsiniz. Esas zor olan ise kendi fikrinde olanları, safını, mensubu hissettiğin kesimi eleştirebilmektir. Tabii ki durup dururken, hiçbir sorun yokken eleştirmek değil bahsettiğim. Zira onun adı eleştiri değil; bozgunculuk olurdu. Ancak bizdeki durum öyle değil maalesef; sorun var. Hem de ciddi bir sorun. “Biz” derken hangi kesimi kastediyorum? Atatürkçü (Kemalist)-İlerici-Aydın-Ulusalcı ya da adına ne derseniz, o kesim… Dikkat ediniz, bizim en büyük sorunumuz, bir türlü bir araya gelememektir. Açık söyleyeyim, 5 kişiyi bir araya getirip, aynı düşünce ya da amaç altında toplamak, en zor işlerden biridir bizde. Ama herkesin çok bildiğinden ama fazla şüpheci yapıdan ama takıntılardan ama etiketçilikten ama eleştirellikten… Neden olursa olsun gerçek bu. Biri diğeri için fazla milliyetçi, öbürü berikine göre çok solcu, öteki diğerine göre çok baskıcı, biri biri için çok demokrat vesaire vesaire vesaire! Hakikaten “kabak tadı” denen durum bu olsa gerek. Ben kendi adıma, bu işten çok sıkıldım. Bir insan topluluğu, bu kadar mı durdurmaya, çelmelemeye çalışır kendi kendini?! Bir de utanıp sıkılmadan “Gerçekçi, dürüst, bilimsel yaklaşım bu işte. Olacaksa böyle ve bunlara rağmen olsun” demez mi bazıları?! Gel de aklına mukayyet ol. E o zaman ben de sormaz mıyım sana “Bana 1950’den itibaren, kitleleri sürükleyebilmiş, halkın sempatisini kazanmış kaç tane lider sayabilirsiniz bizim taraftan” diye? Vallahi, bunu sormakla da kalmam, şunu da sorarım; “peki ya karşı taraftan kaç tane?” Ve yüksek sesle söylemeseniz de, kıvrılacak yollar arasanız da, aklınıza gelecek o yanıt sizi tedirgin edecektir. Düşüncelere sevk edecek, yüzünüzü düşürecektir. Salt lider ya da isimler-kadrolar çıkaramamak mı? Değil. Uygun bir parti çatısında birleşebilmek? Yakın bir isim altında? Ya da en elverişli düşüncede? O da yok. İlla “tam benim dediğim gibi!” Olmazsa “hain, satılık, iş birlikçi!..” Yani biz teşhiste çok gelişmişiz de, tedaviye gelince tık yok! Tedavi aşamasına geçmedikten sonra, doğru teşhislerin ne önemi var? Amerika, AB, IMF, AKP, cemaat falan diyoruz (ve doğru da diyoruz) tamam da, biraz da kendimize bakacak mıyız artık? Bunlara karşı yöntemler geliştirecek miyiz? İnandığımız düşünceleri hayata geçirecek ve egemen kılacak yolları keşfetmek üzere, aynaya bakacak mıyız? Ya da boş verelim; böyle iyi mi?! Sevgiyle
» Yorum yok
Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
10 Saatte Windsurf Eğitimi![]() İstanbul’a 2,5 saat uzaklıkta olan Şarköy Surf Merkezine günü birlik gelip gerek eğitim alma gerekse malzeme kiralayarak surf yapma imkanınız var. Daha detaylı bilgiler için www.surfsarkoy.com adresini ziyaret etmenizi öneririz. |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |
![]() |
|
|
---------------------------------- |