|
Bir haftalık aradan sonra tekrar merhabalar. İşte hayat bizi bazen böyle fazlaca sıkıştırabiliyor ve çok sevdiğiniz köşe yazınız için kalem oynatacak fırsat bile bulamayabiliyorsunuz. Okurlarımdan özür dilerim!.. Ama işte o an anlıyorsunuz ki, o köşedeki yazınız, okurunuzla paylaşımınız, dertleşmeniz, buluşmanız, çok ama çok önemli bir şey. Kaç tane okurunuz olduğu da önemli değil. Milyonlara ihtiyacınız yok. O istatistik önemini yitiriyor burada. Ben köşemde, hemen hemen her konuda yazıyorum ve düşüncelerimi paylaşıyorum sizlerle. Dilim döndüğünce… Bu genellikle siyaset oluyor, bazen spor, bazen sanat, bazen reklam, bazen de nostaljik ve dramatik bir Şarköy hikayesi. Bu; düşüncelerimi insanlara anlatmak olduğu kadar, Şarköy’e seslenmek, orada hissetmek ve oradan ses duymak benim için. Sadece bu mu? Vallahi değil! Mesela… Bu gazetede yazıyorum ve İstanbul’da yaşayan bir reklamcıyım. Ama öyle bağlantılar kuruyorum, öyle eski ve sevdiğim sesleri duyuyorum ki şu köşem sayesinde… Ortaokul, lise beraber okuduğumuz ve uzuun yıllardır görmediğim bir dostum, Ege’den bana ulaşıyor bu yazılar sayesinde. O da yazıyormuş ve hatırladığım gibi, hala tarihe meraklı. Keyifle okuyorum yazdıklarını ve aynı keyifle tekrar sohbet etme şansı yakalıyoruz. Bir diğeri, yine yıllar evvel koptuğumuz bir arkadaş. Psikolog… Şimdi öğretmen. O da bir yorumla beni yakalıyor gazetedeki köşemde. Her zaman beğendiğim ve önem verdiğim yorum ve tespitlerine hala bayılıyorum. Eski beyin fırtınalarımızı, tartışmaları ve kadehleri hatırlıyorum. Biri de ta Tunceli’den ses veriyor yazıma. Ortaokul arkadaşım. Komiser olmuş ve oralarda aslan gibi görevinde. 13 yaşındaydık en son aynı sıralardayken. Gözlerim doluyor… Daha niceleri… Ve inanın, “facebook” falan da kullanmıyoruz bu bağlantı için. Sadece geçmişimizde Şarköy var, Şarköylüyüz ve ben Şarköy’ün Sesi Gazetesi’nde yazı yazıyorum. Yetiyor… Yani diyeceğim şu ki; yerel-genel diye bir şey yoktur aslında. Yerel; aynı zamanda geneldir. Bunu görüyoruz. Doğma büyüme kentli olanlar, biz küçük yerde büyümüş kentliler kadar anlamayabilirler belki bu lezzetleri. Belki de anlarlar, günahlarını almayalım. Ancak önemlidir. Mesele de budur. Yerel öğelere önem vermek; önce kendi kapının önünü süpürmeyi öğrenmek ve başarıyla uygulamak demektir. Çünkü hayat, parçadan bütüne gider. Kökten, uca… Kökleri sağlam tutmakta, ziyadesiyle fayda var. Ve bana bunca güzel duyguyu yaşama şansı veren gazeteme yazmaktan aldığım keyif, birçok meşhur marka için reklam yaratıyor olmaktan az değildir. Belki de o kökler sayesinde yaratabiliyoruz… Nice yıllara Şarköy’ün Sesi… Sesin hep duyulsun!.. Sevgiyle…
» 2 Yorumlar
1"roger" de Perşembe, 26 Haziran 2008 21:14
Serdar'ım nasılsın?Beni başlıktan çıkartabildin mi?Ben ROGER (lisedeki adım buydu sen takmıştın yanlış hatırlamıyorsam.Şu an DİYARBAKIR'dayım ve tayinim çıktı Lüleburgaza geliyorum.Polis Memuruyum.Ağustos gibi orada olacağım umarım görüşürüz.
2"merhabalar" de Salı, 15 Temmuz 2008 11:52
Merhaba kardeşim. Hatırlamaz mıyım?! :) Senden de ses duyduğuma çok sevindim. Ben İstanbul'dayım. Geldiğinde mutlaka haberleşelim. Kolay gelsin. Görüşmek üzere... Serdar Seren
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
» Yorumu Gönder
|