|
Ülkemizde, “dinci” şeklinde adlandırabileceğimiz, islamcı muhafazakar kesimin “zulüm” kavramına yaklaşımı, çok geniş bir yelpaze sunuyor bizlere. Öyle ki; sanırım bu kavramın tanımında, kendilerinin bile zorlanacağı bir değişim söz konusu. Bu kesimin “zulüme son” şeklinde karşı çıktıkları “zulüm” neydi eskiden? Kemalizm... Açıkçası bu... Çünkü onlar Kemalist rejimi, yasakçı, baskıcı, onlara yaşam hakkı ve alanı tanımayan bir sistem olarak görüyorlardı, kendilerine göre. O zamanlar zulüm buydu... Tabii ki bu kavrama bağlı olan zalim enstrümanlar da; TSK, yargı, üniversite gibi devlet kurumlarıydı. Daha sonra bu “zulüm” kavramında bir takım revizyonlara gitmiş olacaklar ki, zalim değişti. AB, ABD gibi hıristiyan-yahudi çevreleri idi artık zulmeden. Özetle batı... Sömürüyordu dünyayı ve müslümanlığa açıktan düşmandı. Sonraları bir çatala rastladılar. Bazı yol ayrımları yaşadılar ve bölünmeyle süren yaşam modelini seçtiler. Bu da zulüm kavramına bakış açılarında bazı tuhaflıklar yarattı doğal olarak. Çünkü bu kez, kendi bünyelerinden -bölünme sistemiyle- koparak iktidara kadar gelen kişiler “zalim” oldu... Üstüne üstlük, bu “bünyeden kopup iktidar olan” kişiler, dün zalim dediklerine şimdi “ortak” diyorlardı. Yani onlar için batılı dost olmuştu ya da en azından öyle gözüküyordu. Bu durum, eski abiler için kabul edilemezdi ve bu kez onlar için zalim, eski kardeşleriydi. Yahu anladık “zulme son”, “zulme hayır” da, zalimin kim olduğuna bir karar veriniz lütfen. Bunu bilmeden nasıl son verelim zulme değil mi ya?! Yoksa sizin için “zulüm”, büyük bir hızla ve güne göre, şip şak değişebilen bir şey midir? Hayır, öyleyse de bilelim... Kimdir size zulmeden zalimler?! Not: Bu yazı yazıldıktan bir hafta sonra, yani bugün (14.02.2008), başbakan türbanla ilgili tartışmalarda, kendisini öfkeli olarak tanımlayanlara şöyle seslendi: “Öfke de bir hitabet sanatıdır. Çünkü ben zulmü alkışlayamam, zalimi de asla sevemem.” (tabii ki bu sözlerinde Mehmet Akif’in şiirinden alıntılar olduğunu hemen fark ettik ama o neyse geçelim şimdilik). Dikkat ettiniz mi; yine “zulüm” yine “zalim...” Yahu bu sefer de gazeteciler mi zalim oldu? Ya da modern yaşam isteyenler mi? Vallahi kafam karıştı; ne zulümmüş be!.. Sevgiyle...
» 1 Yorum
1"baştakiler en büyük zalim" de Pazartesi, 03 Mart 2008 19:25
Sayın Serdar Eren,Zalim ve zulmün tarihini güzel sıralamışsınız. zalim ve zulum sevmediğini söyleyen Başbakan hazretleri ve o kafadakiler en büyük zalimler bence. kadınların başlarını zorla, para ile örttürerek kadınların , küçücük kızların başlarrını örttürerek kuran kurslarına gönderip çocukların başlarını en komunç yalanlarla doldurmak suretiyle çocuk haklarını hiçe saymaları,kurumları özelleştireceğiz, diye bir çok insanı işsiz bırakmaları, ülkenin büyük kanlar dökülerek kazanılmış topraklarını pervasızca satarken bundan milyonlarca vansevere büyük acılar çektirmeleri, bir bez parçası yüzünden kurduğumuz o laik cumhuriyetimizin temeline fittil sokarken aklı başındaki halkımıza çektirdikleri üzüntüler en büyük zulüm değil mi? fakirleştirdikleri halka oy almak için öteberi vererek onları dilenci haline sokanlar en büyük zalim bana göre. zalim ve zulum hakkında benden şimdilik bu kadar.Saygılarıma.
» Yorumu Gönder
|