|
Hafta içinde Şarköy Cezaevin'den bir mahkum tarafından yazılmış mektup aldım. Cezaevindeki kitapları okuduklarını, yeni kitaplara ihtiyaç duyduklarını ifade eden mektupta, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kızılay Derneği'ne durumu ileterek bu konuda yardımcı olmam isteniliyordu. Bu hafta Öğretmenler Haftası..24 Kasım Cumartesi günü bize kitap okumayı, yazmayı, düşünmeyi öğreten kutsi insanların, öğretmenlerin günlerini kutlayacağız. Kutsal kitabımızın ilk sayfasında "Oku" diye yazıyor.."Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum" demiş Hz.Ali. Geçtiğimiz aylarda ilçemize konferans vermek için gelen İl Müftüsü Ahmet Okutan, "Oku" diye başlayan Kuranı Kerim'in müslümanlar tarafından okunmadığını, duvara asılan bir meta olarak görüldüğünü, içinde ne yazıldığının merak edilerek "yaratan bize ne demiş" duygusu ile Türkçe'sinin okunması gerektiğini ifade etmişti. İl Müftüsü Okutan, Mustafa Kemal'in 57 yıllık ömrüne 3 bin 997 kitap sığdırdığını, okuduğu bu kitaplarda ilginç gördüğü yerlerin altını çizdiğini belirtti. Ankara Üniversitesi iletişim Fakültesi bir araştırma yapmış. Ülkemizde yükseköğrenim gören insanların sayısı 1965 yılından bu yana tam 14 kat artmış, fakat yükseköğretim mezunlarının kitap okuma oranları 1965 yılındakilerin altında kalmış. Yani evlerinin bir köşesinde Kuranı Kerim bulunduran vatandaşlarımızın kutsal kitabı okumamasını yadırgamamak gerekiyor.. Bizler başka üllekeri örnek vermeye bayılırız.."Şu japonlar ne müthiş adam..yine bir şey icat etmiş.." gibi.. O japonlar yılda kişi başı 25 kitap okurken, bu oran Türkiye'de altı kişiye yılda bir kitap okuma oranı düşüyor..Ne ilginç değil mi..bir japon yılda 25 kitap okurken, biz 6 Türk bir araya gelip ancak bir kitap okuyabiliyoruz. Japonya'da bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye'de 23 milyon 500 bin adet basılıyor. Yani bizim bir yılda okuduğumuz toplam kitap sayısını japonlar neredeyse bir günde okuyor. Biraz istatistik bilgi verelim; Türkiye'de 2001 yılında kütüphane sayısı 1.412, bu kütüphanelerdeki kitap sayısı ise 12 milyon 221 bin 392 adet. Slovenya 1 milyon 980 bin nüfusa sahip AB'nin en küçük ülkesi, kamuya ait 60 kütüphanedeki toplam kitap sayısı 2002 yılında 7 milyon 800 bin adet. Bu kütüphanelerden okunmak için alınan kitap sayısı ise 18 milyon 600 bin adet. Bu rakam 72 milyonluk Türkiye'den yüksek. Avusturya'nın nüfusu 220 sayımında 8 milyon 250 bin, aynı yıl kamu kütüphanlerinin sayısı 2 bin 153 ve bu kütüphanelerdeki kitap sayısı 12 milyon 320 bin, alıp okunan kitap sayısı ise, 17 milyon 260 bin adet. Bu kitaplar 1 milyon 260 bin Avusturyalı tarafından alınıp okunmuş. Şimdi yüzümüzü kızartacak bir başka oranı ülkemizden vereyim..öğretmenler arasında yılda tek bir kitap bile okumayanların oranı yüzde 8.. Ülkemizin genç bir nüfusa sahip olduğunu biliyoruz. Zorunlu eğitim 8 yıl, 12 yıla çıkarılması düşünülüyor. Bir çocuğun kitap okuma alışkanlığı önce okuldan başlar..Ülkemiz kitapların yasaklandığı, yakıldığı, öcü gibi görüldüğü bir ülke..Yazarlar, gazeteciler, karikatüristler cezaevlerine girerler, dava edilirler.. Bize kitap okumayı şevklendirecek önümüzdeki tek varlık öğretmenler..Şarköy'ün bir köyünde yıkık dökük bir damında hayatını zor şartlarda sürdüren, taşıma sistemle her gün merkeze taşınan çocuğumuzun okuma aşkı okulda kazanılır..Eğer biz köylerdeki çocuklarımızı iyi eğitseydik bugünkü Türkiye çok farklı olacaktı..Bu yazıyı okuyanlara bir öneride bulunayım..Gazeteci-yazar Can Dündar'ın "Köy Enstitüleri"ni anlatan kitabını mutlaka bulun okuyun..O köylü çocukların klasik kitapları okumasının teşvik edilmesi ve kendini nasıl geliştiriyor olduğunu görün.. Gazetemizin 6.sayfasında yazan Serdar Seren, Aysel Başer'in öğretmenliği ile ilgili güzel bir yazı yazmış..Buradan ben de bir şey ekleyeyim..O Aysel öğretmen ki..yıllar sonra Şarköy'de siyasete atılarak, kadın ilçe başkanı olarak ilk olmuştur.. Işığını önce bu ülkenin çocuklarını, gençlerini ve insanlarını aydınlatmak için yola çıkmış tüm öğretmenlerin günlerini kutlarım.. not: Cezaevine kitap bağışı yapacak olanlar, bu konuda benimle irtibata geçebileceği gibi, savcılık aracılığıyla da kitaplarını ulaştırabilirler.
» 1 Yorum
1"bir hatayı düzeltmeliyiz" de Salı, 19 Şubat 2008 07:56
selamlar. çok güzel bir konuyu ele almışsınız. sizi tebrik ederim. ancak belirtmem gerekir ki küçük bir düzeltme yapmalıyız. "kutsal kitabımızın ilk sayfasında oku diye yazıyor." demişsiniz. bu bilgi yanlıştır. nedense bu yanlışı kimse farkedip yorum eklememiş. kutsal kitabımızın bir indiriliş sırası bir de sayfalama sırasında oluşan sırası vardır. eğer kitabımızın ilk sayfası derseniz herkes kuranı kerimin ilk sayfasına bakar ve orada "oku" emrinin yer almadığını görür. sizin demek istediğiniz aslında kuranı kerimin ilk emrinin "oku" emri olduğudur. bu elbette doğrudur.hz. muhammete kuranı kerim vahiy yoluyla nasıl indirildiyse kitapta o indiriliş sırası aynen korunmuş değildir. metinler eksiksizdir ancak sıralama farklıdır. yani sonuç olarak kuranı kerimin ilk sayfasında "bismillahirrahmanirrahim. elhamdülillahi rabbilalemin errahmanirrahim.... şeklinde besmele ile birlikte fatiha suresini görürüz. saygılar selamlar.
» Yorumu Gönder
|