Haftasonu gittiğim İstanbul'da üç gün kaldım. SABAH Gazetesi'ne iki gün boyunca giderek büyük gazetede Türkiye'nin ve dünyanın her yanından gelen haber akışını bir kez daha yerinde gördüm. Gazetenin sayfalarının yapıldığı kata çıkıp, her sayfanın ayrı bir editör tarafından düzenlendiğini gördüm. Sabah gazetesi binasında en hareketli bölüm Fotomaç gazetesinin olduğu yerdi. Avrupa şampiyonası ve üç büyüklerin transfer haberleri yoğun olarak konuşuluyordu. Deniz Baykal'ın Tekirdağ'a geldiği Cumartesi günü, Tekirdağ'dan çekilen fotoğraflarda Şarköy'den tanıdık yüzlere de rastladım. Bu fotoğraflardan ilginç olan bir tanesini kendi gazetemizde kullanmak için aldım. CHP kurultayına katılanların yer aldığı bir fotoğrafı gazetemizde yayınlamış, fotoğraf içinde yer alan bir belediye başkan adayının ismini yazmadan "görünen köy kılavuz istemez", "atı alan Üsküdar'ı geçmiş" diye yazdığım için CHP İlçe Başkanı bana gelerek aşırı olumsuz bir tepki göstermişti. Bu haftaki yerel gazetemize koyduğumuz fotoğrafı da CHP'liler iyi incelemeli..görünen köy kılavuz istiyormu istemiyormu karar vermeli.. Kamuoyunda üç aday adayı konuşulan CHP'de kimler figüran kimler başrol oyuncusu..fotoğraflar bunun ne kadar kanıtı değerlendirmeyi okurlara bırakıyorum.
İstanbul'da olduğum süre içinde Sabah gazetesinin dışında, Cumhuriyet gazetesine de uğradım. Bildiğiniz gibi Cumhuriyet gazetesinin haftalık kuşe kağıdına baskı GEZİ Dergisine yazıyorum. Geçen yıl Tekirdağ ve Hoşköy'ün tanıtımını planlamıştık..Şarköy içindeki bazı olumsuz gelişmeler bizi bu çalışmalardan alıkoymuştu..GEZİ Dergisi sorumlusu, gazeteciliğin duayeni Abdülkadir Yücelman ağabey, bu iki yazıyı sordu. Öncelik Tekirdağ'a verildi. Tekirdağ Belediye Başkanı Ahmet Aygün'ü aradım, vali bey Almanya'da olduğu için görüşemedim. Tekirdağ'ı tam 8 sayfa tanıtan bir çalışma planladık. Bunun içinde Şarköy'üde düşünüyoruz. Gezi dergisi 125 bin civarında baskı yapıyor, Cumhuriyet gazetesinin okur kitlesini de düşünürsek Tekirdağ ve Şarköy'ün yazılı basında tanıtılacak olması önem arzedecek. Cumhuriyet gazetesi, Tekirdağ Kiraz Festivali'nin Taksim'den başlatılacak olmasını da takip ederek sayfalarında haber yapacak. Yani İstanbul'da boş durmayarak ilimiz ve ilçemiz için bir şeyler yapmaya da çalıştık.
Gazetemiz 5 yılda siz Şarköylülere, gazetemizi alan sevgili tüm okurlarımıza, abonelerimize başka yerlerde okuyamayacağı haberleri taşıyor. Bu hafta Şarköy'de bilinen ama bir türlü gazete sayfalarına yansımayan bir haberi, daha doğrusu haberleri Şarköyün Sesi gazetesinin sayfalarına taşıyoruz. Bilindiği gibi çevre derneği üyesiyim. Çevre derneklerinin üye olduğu Marmara Çevre Platformu'nun (MARÇEP) toplantılarının çoğuna katılan bir kişiyim. Çevre sorunlarını gazetemizde sürekli dile getiriyoruz. Ormanlarda yapılacak her türlü tahribat, orman kanuna aykırı yapılan, göz yumulan işler de bir çevre sorunudur. Şarköy'ün ormanları ile ilgili bize gelen en büyük şikayet daha çok Şarköy Belediye Başkanı Can Gürsoy'un orman açma, işgal ve faydalanma suçu işlediği iddiaları ve mahkemeleriyle ilgili idi. Şarköy küçük bir yerleşim yeri. Burada iktidar partisi ve seçilmiş kişilerin gücünden bir çekince olduğu gerçek. İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak atandığında Mahmut Mulhan için herkes dönemin AKP ilçe başkanının eniştesi olduğu biliniyordu. Bu kanallla bu göreve getirildiği konuşuldu. İlçe Milli Eğitim Müdürü Mahmut Mulhan, okul müdürlerini ve öğretmenevi müdürlerini kendisi belirledi. Geçen hafta, Mahmut Mulhan'ın atadığı öğretmenevi müdürü zimmete para geçirmekten cezaevine gönderildi. En az 6 ay cezaevinde yatar diye beklenirken, 9 Haziran Pazartesi günü serbest kaldı. Şarköy Suç Ceza Mahkemesi "Bİ HAKKIN TAHLİYESİ" verdi..Yani kefaletli serbest kalma değil..işlediği iddia edilen suçla ilgili savcılık soruşturmasını devam ettiriyor.. Bilindiği kadar her hangi bir idari soruşturma da açılmadı!!
Şarköy Belediye Başkanı Can Gürsoy 1992 yılında orman suçundan mahkum olmuş. Hakkında açılan bir davadan da 13 ay hapis kararı çıktığı, kararın temyize gönderilmediği, mahkemenin kararı ertelediği iddia edildi. Dönemin Tekirdağ Milletvekili M.Nuri Saygun'a 2003 yılında gelen bir ihbar mektubuyla, şikayet, valiliğe taşınıyor. Şarköy Orman İşletme Şefliği yaptığı incelemede, şikayete konu olan 133 bin metrekarelik ormanlık arazide değişik tarihlerde suç zaptı düzenlendiğini, 150 bin metrekarelik alanda da karaçalı ve meşe sürgünlerinin bulunduğu, yerlerin kesildiği ve diskaro çekilerek sürüme hazır hale getirildiği ama sürülmediğini, ormana bitişik kenarlarda örtüyü kaldırmak amacıyla grup ve kümeler halinde yaktığı, yakmanın yeni olmadığını raporunda belirtiyor.
Sevgili Şarköylüler, belediye başkanının orman arazileriyle olan ihtilafları her zaman vatandaşın dilinde olmuştur. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, iktidar partisinin olumsuzluklarını dile getiriyor. Ama Şarköy'deki ilçe teşkilatı bir kere bile olsun AKP'li Belediye Başkanı Can Gürsoy hakkında ortaya sürülen iddiaları araştırmak, kamuoyunun önüne getirmek için çaba göstermiyor. Kim bilir belki de bir gün bize gelir diye beklenti içindedirler..Şarköy'de belediye başkanlığını almaya iddialı görünen muhalefet partisinin görevini yine biz gazeteciler yerine getiriyoruz. 2008 yılının Ocak ayında o bölgeye iki gazeteci arkadaş gittik. Ormana bitişik araziler sürülü değildi. Kazanağzı çiftiğine gidilen yolun kenarındaki araziler sürülmüştü. Aynı yere Mayıs ayında bir kere daha gittik. Bu kez ormana bitişik arazilerde buğday başaklarının yükseldiğini, ayçiçeklerin yeşermeye başladığını gördük. Uçsuz bucaksız bu arazileri Can Gürsoy'un ektiği söylendi. Orman İşletme Şefliği 2003 yılındaki raporunda bu ormandan açılan arazilerin sürülmediğini ifade ediyordu. Demek şeflik 2003 yılından bu yana belediye başkanının kazanağzı mevkiindeki arazilerinin bulunduğu yere gitmemiş..Bu yazıdan sonra ne zaman gidip inceleme yaparlar, o arazideki ekilen ürünleri tespit ederler bilemem ama umarım buğdaylar biçildikten sonra gitmezler..!! Kamuoyu şunu iyi bilmeli, kim ki..görevini yapmaz, nüfuslu kişilerden korkar, kamuya ait arazileri istediğinin istediği gibi keyfiyette kullanmasına göz yumarsa, bunun hesabını elbet bir gün verir..Orman arazileri, suları, ağaçları hepimizin..ne bir kişiye ne bir firmaya göz yumularak yararlandırılamaz..Terziköy Kavak arasında orman sahası içine , ekili arazilerin bulunduğu bir bölgeye nasıl taş ocağı izni verilmiş, bu arazinin içine nasıl villa yapılır anlamak mümkün değil..Yine hayırsever bir vatandaşın yıllar önce yaptığı bir kamuya ait çeşmenin suyu nasıl kesilerek, orman içine dere kenarına koca bir tesis yapılır ve o su oraya bağlanır..Biri bize bu yazdıklarımıza cevap vermeli..bu ormanlar sahipsiz mi..Orman arazisine üç keçisi giren gariban köylü mahkeme kapılarına düşerken, 150-200 dönüm orman arazisini ekerek yaklaşık 100 milyara yakın ürün bedeli alacak olanlar, nasıl görünmez..Neden işlem yapılmaz..Güçlünün yaptığı yanına kar mı kalıyor..
Son olarak buradan okurlarımıza bir kere daha hatırlatayım..Gazetemizin yaptığı haberlerden rahatsız olan bazı kişi ve kuruluşlar rahatsız olduğu için aboneliğini iptal ederken, bazıları da reklam vermeye çalışarak bize yanaşmaya çalışıyor..Yasalara uygun yapılmayan, hakkında soruşturması devam eden işletmelerin, kişilerin reklamlarını almıyoruz.. Buralarda yemiyoruz, içmiyoruz, bulunmuyoruz..Kamuoyuna yanlış bir izlenim vermek istemiyoruz..Okurlarımızdan abone bedellerini zamanında ödemeleri ve yeni abone bularak gücümüze güç katmalarını bekliyoruz. Bizim gücümüz okur kitlemiz..